23 Ocak 2026 - Cuma

Sosyalist Kürtlerle Emperyalist Tango

.

Yazar - M.SALİH GEÇKEN
Okuma Süresi: 7 dk.
M.SALİH GEÇKEN

M.SALİH GEÇKEN

vanradikal@hotmail.com -
Takip EtGoogle News

Mahabad'da Suriye'ye Emperyalist Tango

Sosyalist Kürt hareketlerinin, tarihsel ihanet tecrübelerine rağmen emperyalist ülkelerle kurduğu ittifakların, bir kez daha kendi aleyhlerine sonuçlandığına tanıklık ettik. Bu ittifak, o yapılanmalara destek veren binlerce genç Kürdün hayatının kaybına yol açmasına rağmen, somut ve kalıcı hiçbir kazanım üretmedi. 

Rojava'da bağımsız bir Kürt devleti kuruldu hülyasıyla yaşananlar, dış güçlere yaslanan politikaların, ayrılıkçı Kürtlere  bağımsız bir yapılanma  ve öz yönetim değil; acı, kayıp ve hayal kırıklığı getirdiğini bir kez daha gözler önüne serdi. 

1 Dünya savaşından sonra bu günkü sınırı çizen emperyal ülkelere güvenerek iş birliğine girmek, ayrılıkçı Kürtlerin entellektüel akıldan yoksun olduğunu, gelişmeleri ve  süreci okuyamadıkarından kullanıma açık hale getirildiklerini göstermektedir. Sosyalist Şivan Perwer'in ağlayarak Trump'tan yardım dilemesi, ayrılıkçı Kürtler'in ABD ve İsrail onayıyla Halepçe'de yaşanan katliamı, Mahabad'ı ve Kuzey Irak'taki oluşumun 2017'de bağımsızlık girişiminin başarıya ulaşamamasını okuyamamalarını gösteriyor. 

Orta Doğu’da siyasal aktörlerin hedefledikleri sonuca ulaşmalarını ideolojilerden öte aldıkları destek ile jeopolitik dengeler belirler. Bu coğrafyada kurulan örgütsel yapıların, kendi sinerjilerinden ziyade dayandıkları büyük gücün desteğiyle ayakta kaldıkları bilinen bir gerçektir. Tarihi tekerrürler, dış desteğin süreklilik arz etmediğini defalarca göstermiştir. Bugün Suriye sahasında YPG/SDG’nin yaşadığı çözülme, bu tarihsel hakikatin yeni bir tekerrürüdür. 

Çokta benzeşik olmasa da bugün Suriye/Rojova'da yaşananların bir benzeri İran/Mahabad'da yaşanmış, ayrılıkçı Kürtler, yarı yolda ölüme terk edilmişti. En önemlisi ABD, birçok batılı ülke ve İsrail'in desteğine rağmen, Irak'ın Kuzeyindeki en güçlü Kürt yapılanmasının,  bugün bile bağımsızlığını ilan edemediğini biliyoruz. 

SDG yöneticilerinden İlham Ahmed ve diğerlerinin İsrail ile temas halinde olduklarını açıkça dile getirmesi, bu günkü yanlız bırakılışlarına engel olamamıştır. Ortadoğu siyasetinin değişmeyen refleksi, çıkarın herşeyin üstünde olduğu gerçeğidir. Emperyal ilişkilerde dostluk olmadığı gibi "ihanet" kavramının anlamıda yoktur. Güçlünün çıkarı, ittifakın en güçülü motivasyonu, ilişkinin devamı sürdüren realitedir. SDG'li yöneticilerin, Kandilini ve Şivan Perver gibi tanınan insanarın aldatılmışlık hissiyle verdikleri duygusal tepki psikolojik rahatlama sağlasa da  "ortada bir ihanet değil, çıkarların sona ermesi" gerçeği söz konusudur. 

ABD yönetiminin, “YPG/PKK ve SDG artık birinci ortağımız değil” açıklaması, bu bağlamda tarihsel bir kırılmadan ziyade, menfaatin yön değiştirdiğinin itiraftır. Washington’un SDG’ye Suriye yönetimiyle entegrasyon çağrısı, bağımsızlık veya otonomi tahayyülünün fiilen rafa kalktığını göstermektedir. Bu durum, ayrılıkçı Kürt siyasal hareketinin son yüzyılda yaşadığı hayal kırıklıklarının yeni bir halkasıdır.

Trump'ın, "Kürtlere devasa miktarda para verildi, petrol ve başka şeyler verildi, yaptıkları şeyleri bizim için yapmaktan ziyade daha çok kendileri için yapıyorlardı." sözleri, süreci anlamak için yeterli diye düşünüyorum.

Şivan Perwer’in ABD’ye yönelik, “Bizi kullanıp attınız” sözleri, aslında tarihsel tekerrürün güncellenmiş bir ifadesinden başka bir şey değildir. Bu serzeniş, geçmişte defalarca yaşanan ve her seferinde benzer sonuçlar üreten bir ilişkinin son halkasıdır.

2015’te bitirilen çözüm sürecinin arka planında, dönemin ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’in, “Çözüm süreci hayal. Hükümet falan kalmayacak. Size Suriye’de yer vereceğiz” şeklindeki yönlendirmelerinin ve vaatlerinin etkisi yok muydu?

Biden’in bu desteği, bir süreliğine “Seni başkan yaptırmayacağız” çıkışıyla sembolleşen yapay bir özgüven üretmiş olsa da, bu çıkış siyası alanda karşılık bulmamış, Erdoğan başkan olmuştu. Kısa vadeli siyasi heyecanların bedelini ise yine ayrılıkçı Kürt hareketine destek veren aileler ile gençler ödedi.

Bu hayal kırıklıklarının en çarpıcı örneklerinden biri, 1946 yılında İran’da kurulan Mahabad Kürt Cumhuriyeti’dir. Sovyetler Birliği’nin askeri varlığı ve dolaylı İngiliz onayıyla şekillenen bu yapı, dış desteğin çekilmesiyle birlikte birkaç ay içinde çökmüştür. Mahabad Cumhuriyeti’nin lideri Kadı Muhammed, Sovyet birlikleri İran’dan çekildikten sonra yalnız kalmış; 17 Aralık 1946’da İran ordusunun kente girmesiyle siyasi proje sona ermiştir. 31 Mart 1947’de Kadı Muhammed ve arkadaşlarının Çarçıra Meydanı’nda idam edilmesi, Mustafa Barzani'nin Rusya'ya sığınması dış güce yaslanan siyasal yapıların nasıl dramatik sonlarla karşılaştığının simgesel bir örneği olarak tarihe geçmiştir.

Bugün Suriye’de yaşananların Mahabad’dan farkı, aktör ve coğrafya değişimidir. O dönemde Sovyetler Birliği’nin bıraktığı boşluğu bugün ABD doldurmuş; dün Moskova’nın çekilmesiyle yıkılan yapı, bugün Washington’un öncelik değiştirmesiyle çözülmeye başlamıştır. Tarihi tekerrürler, emperyal pratiklerinin sürekliliğini birkez daha göstermiş; güç-para- petrol dengeleri belirleyen en güçlü unsur olmuştur.

SDG’nin eski sözcüsü Mustafa Bali’nin İsrail devlet televizyonuna çıkarak “ABD ve Batı bizi terk etti” sözleri, bu sürekliliğin en çıplak ifadesidir. Bu açıklama, bir siyasi analizden çok, çöken bir projenin ağıtıdır. Batı’dan ve İsrail’den medet uman bu dil, yerel meşruiyet iddiasının ne kadar kırılgan olduğunu da göstermektedir.

Mesut Barzani’nin PKK’ya yönelik eleştirileri ise tarihsel hafızanın siyasal dile yansıması olarak okunmalıdır. Barzani ailesinin Mahabad deneyimi, dış desteğin geçiciliğini bizzat yaşamış bir kuşağın mirasıdır. Bu nedenle “PKK’nın varlığı Suriye Kürtleri için bir yüktür” cümlesi, yalnızca güncel bir siyasi pozisyon değil, tarihsel bir uyarıdır.

Sonuç olarak SDG’nin yaşadığı çözülme, Kürt halkının tarihsel mücadelesiyle değil; dış güçlerin bölgesel stratejilerine eklemlenmiş siyasal projelerin kırılganlığıyla ilgilidir. Mahabad’dan Suriye’ye uzanan çizgi, Orta Doğu’da Emperyal yapının kullan-terk et pratiğini birkez daha göstermiştir.  Tarihi hakikatler bize bir kez daha gösterdiki, "“DIŞ DESTEKLE KURULAN YAPILARIN MENFAATLERİ ÇAKIŞTIĞINDA ,TARİHİN DİPNOTUNA DÖNÜŞMESİ KAÇINILMAZDIR.”

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları

deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler

deneme bonusu
deneme bonusu
deneme bonusu
deneme bonusu
deneme bonusu
deneme bonusu veren siteler
deneme bonusu veren siteler
deneme bonusu veren siteler
deneme bonusu veren siteler
deneme bonusu veren siteler
deneme bonusu veren siteler 2025
deneme bonusu veren siteler 2025
deneme bonusu veren siteler 2025
deneme bonusu veren siteler 2025