28 Ocak 2026 - Çarşamba

Kandil ve DEM Rojava’yı Ateşe mi attı?

.

Yazar - M.SALİH GEÇKEN
Okuma Süresi: 7 dk.
M.SALİH GEÇKEN

M.SALİH GEÇKEN

vanradikal@hotmail.com -
Takip EtGoogle News

Kandil ve DEM Rojava’yı Ateşe mi attı?

Bugün Ayn el-Arab’da (Rojava) yaşananların sorumluluğunu Kandil ve DEM Partili siyasetçilere yükleyenler yalnızca Müslaman Kürtler değil,  birçok seküler ayrılıkçı Kürt de aynı suçlamayı dile getiriyor. DEM'li siyasiler hakkında, yazamayacağım ifadelerle çok sert sözler kullanılıyor. 

Kürtleri vatandaş olarak dahi kabul etmeyen, kimlik vermeyen eski Suriye yönetimiyle uzun süre yakın ilişkiler geliştiren Kandil’in; Kürtlerin doğal haklarını tanıyan ve bu hakları kanunlaştıran mevcut Suriye yönetimine karşı savaşa girişmesi, Suriye Kürtlerinin elde ettiği kazanımların kaybedilmesine yol açtığı gerekçesiyle Kürtler tarafından eleştirilmektedir.

Türkiye’de hendek operasyonları sürecinde binlerce Kürdün hayatını kaybetmesine neden olan Kandil’in, benzer yöntemlerle Suriye Kürtlerine de ağır bedeller ödettiği dile getirilmektedir. Sosyal medyada birçok seküler ayrılıkçı Kürt, nüfusunun yaklaşık yüzde 75’i Araplardan oluşan Halep’te ısrar edilmesinin Suriye Kürtlerine çok büyük bir kötülük olduğunu ifade etmektedir.

Mazlum Abdi anlaşma yoluna gidecekti, ancak Kandil ve uzantıları buna engel oldu” eleştirisi, bölge ülkelerinde yaşayan Kürtler arasında giderek daha fazla kabul gören bir görüş hâline gelmiş durumda. Suriye Ordusunun ilerleyişini eleştiren Barzani’nin “Kandil, Suriye Kürtlerine yüktür” açıklaması ile birçok Kürt siyasetçi ve aktivistin “Kandil’in ve paydaşlarının ideolojik dayatmaları Suriye’de elde edilen kazanımların kaybedilmesine yol açtı” yönündeki değerlendirmeler de bu tabloyu destekliyor.

Zamanında, Türkiye pasaportuyla yurt dışına çıkan  Salih Müslim’in, uğradıklarını düşündüğü ihanetin etkisiyle ABD’li yetkililere söylediği, “Siz bize destek verdiniz ama tek bir ABD’li askerin burnu bile kanamadı. Biz ise 11 bin Kürdü kaybettik” sözleri, Kürtlerin kimler adına ve ne uğruna ölüme gönderildiğinin bir başka itirafı olarak görülüyor.

Bugün Suriye’de yaşananlar, “şapka düştü, kel göründü” atasözünün adeta sahaya yansımış hâlidir. Terör devleti İsrail, Filistin’de binlerce kadın ve çocuğu katlederken onlarla ittifak halinde olan Suriye'deki SDG'nin öldürülen kadın ve çocukların dolaylı katilidir." eleştiriler yorumu yersiz değildir.  Suriye'de ki müslümanları İsrail'e jurnalleyen SDG'nin olması katliam ortaklığı suçlamasını meşrulatırır. Mazlum Abdi'nin eş başkanı konumunda olan İlham Ahmed’in İsrai açıklaması, YPG/SDG'nin eski yöneticilerinden Mustafa Bali'nin İsrail televizyonu Kann News’e verdiği demeçte,"Mutabakat sebebiyle İsrail, bizi hayal kırıklığına uğrattı" ifadeleri, SDG-Kadın ve çocuk katılı İsrail'in ittifakının en net ifşasıydı.

Filistin’de kadınlar ve çocuklar katledilirken terör devleti İsrail’le müttefik olan, imkânları ölçüsünde bu katliamlara destek veren seküler ayrılıkçı Kürt çevrelerin, bugün Rojava’da yaşanan ölümlerin de dolaylı ya da doğrudan sorumlusu olduğunu iddia edenler arasında seküler Kürtlerin olması dikkat çekici.Filistin’de hayatını kaybeden kadın ve çocukların katilleriyle açık ya da örtük biçimde müttefik olanların, bugün Rojava’da kadın ve çocuklar üşüyor, hayatın kaybediyor iddiası üzerinden sesini yükseltmesi samimi bulunmadığı gibi birçok Kürt siyasetçinin eleştirisi "Suriye'de ölen Kürtlerin katili Kandil'dir." şeklindedir.

PKK’nin sözde kurucuları ve ideolojik fanatikleri tarafından Allah’ın “uydurma” olduğu iddiası, Hz. Muhammed’e (sav) yönelik haddini aşan ifadeler, peygamberliğin inkârı ve “İslam Kürtleri köleleştirdi” yalanı hâlâ dolaşımdayken; “İslamcılar Kürtlere sahip çıkmadı” söylemini gündeme taşımak, Müslüman Kürtlere göre iki yüzlülüktür.

PKK, siyasal yapılanmaları  ve yan örgütleri, kurulduğu günden itibaren silahlı mücadelenin yanında kültürel savaşın merkezine İslam’ı koymuş, İslam dinini “uydurma”, inancı “gericilik”, Müslüman Kürtleri ise sosyalistleştirilmesi gereken bir kitle olarak görmüştür. Susa’da Başbağlar’da ve birçok noktada seçilen dindar insanların katleden böyle bir yapı karşısında mesafeli durmayı “Kürtleri sahiplenmemek” olarak sunmak, bilinçli bir çarpıtmadır. Van’da kiliseleri ziyaret eden sözde eş başkanların bir gün bir camiyi ziyaret ettiğini gördünüz mü? Van’da onlarca ev kilise açanların bir gün İslam dinini anlatacak bir ev açtıklarını duydunuz mu?

Şahsen, inandığı değerlere samimi şekilde yaslanan bir sosyalistin, sıkıştığı anda Müslümanlardan medet umacağına;daha doğrusu, ideolojik olarak İslam’ı hedef alan bir hareketin, zor anlarında Müslümanlar neden destek olmadı beklentisinde olacağını düşünmüyorum. Düşman olarak gördüğü yapıdan meden ummak, destek vermediler diye eleştirmek acziyettir .

Bence en vahimi, bazı “Müslüman kimlikli” çevrelerin, “Müslümanlar Kürtlere sahip çıkmadı” söylemini tekrarlayarak, farkında olarak ya da olmayarak Siyonist aklın halkları birbirine düşürme oyununa alet olmasıdır. Farkında olmadan böyle bir yaklaşım sergiliyorsa, gaflettir.  Bir adım ötesi kripto bir kötülüktür.

Kuruluşundan bugüne, İslami topluluklara kan kusturan yapılarla ittifak kuran, İslam’a düşman bir örgütsel yapıya destek vermemek, onun söylemlerine payanda olmamak; eğer “Kürtleri sahiplenmemek” olarak suçlanıyorsa, burada ciddi bir ahlak ve kavram krizi vardır. Katil Hafız Esad Suriye’de İslam dinini yaşamak isteyenleri canlı canlı parçalarken, katil Baba Esad'a lojistik ve istihbarak desteği sağlayanlar, kendileri değil miydi?

Birkaç yıl öncesine kadar Suriye’de yaşayan Kürtlere kimlik kartı dahi vermeyen katillerin en büyük müttefiki şu an geri çekilmek zorunda kalan ayrılıkçı Kürtler değil miydi?  Suriye'li dindar Kürt kadın ve çocuklar öldürülürken, Kürtlere bir kimliği bile çok gören Nusayrı katillerin ortakları yine bunlardı. 

Terör devleti İsrail, binlerce kadın ve çocuğu katlederken; hiçbir Müslüman, “İsrail’in ortağı ve müttefiki olan ayrılıkçı Kürtlere neden yardım etmiyorsunuz?” diye sitem etmedi. ABD’ye ve İsrail’e yalvararak ağlamadı. Bugün Kandil’in yanlış hesapları nedeniyle kazanımlarını kaybeden ve hayatını yitirenler üzerinden Müslümanları suçlamak, zilletin ta kendisidir.

Allah’a, Kur’an’a ve Peygamber’e savaş açmış; Marksist/sosyalist ideolojiyi Kürtler arasında yaygınlaştırmak için her yolu mubah gören bir yapılanmaya destek veren biri, İslam’ı değer ölçülerine göre zaten Müslüman sayılmaz. Çünkü İslam, celladına adil davranmayı emreder, ona güç katmayı değil. Ayrıca, İslam zulme payanda olmayı asla onaylamaz.

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları

deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler

deneme bonusu
deneme bonusu
deneme bonusu
deneme bonusu
deneme bonusu
deneme bonusu veren siteler
deneme bonusu veren siteler
deneme bonusu veren siteler
deneme bonusu veren siteler
deneme bonusu veren siteler
deneme bonusu veren siteler 2025
deneme bonusu veren siteler 2025
deneme bonusu veren siteler 2025
deneme bonusu veren siteler 2025