Yazı Detayı
01 Mart 2018 - Perşembe 19:07
 
ŞAHİTLİK VE ŞEHİTLİK TASAVVURUMUZ
YUNUS KUŞAN
 
 
ŞAHİTLİK VE ŞEHİTLİK TASAVVURUMUZ
 
  İslam ümmetinin irdelemesi gereken farklı ve önemli bir konuda şüphesiz ki  ‘şehitlik’ konusu ve kavramıdır.  Bu kavramı doğru anlamak önemli zira yıllardır bu kavram üzerinde yapılan yanlış tanım, yorum ve siyaset nedeniyle nice canlar yok olmuş ve olmaktadır.  Kur’an-i bir kavram olan ‘şehitlik’ kavramı ne yazık ki zamanla farklı ideolojilerin kendi ölüleri için kullandığı bir kavram halini aldı. Örneğin; Halk şehidi, demokrasi şehidi, devrim şehidi gibi...
 
Şu soruyu sormadan yazıya geçemeye cem. Şehitlerden olmak için İlla ölmek mi lazım?
 
Şehitliği illa ölümle bağdaşlaştırılacak ise o halde Allah’ın ‘eş-şehit’ esmasını nasıl anlayacağız? Oysaki Allah ‘el- Hay’dır. Diridir, ölümsüz ve Bakidir. Şehitliği ölümle anlayacak ve anacak isek o halde Son nebi için Kur’an neden ‘eş-şahit’ tabirini –O daha dünyada iken- kullanır? Ey peygamber, muhakkak ki biz seni şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik (Ahzab-45)"
 
Şehitlik kavramını geleneğin tanım ve pençesinden az bir kurtarıp, onu ilk türediği yer olan Kur’an’a arz ettiğimizde inanın çok farklı anlamlar ile karşı karşıya geliyoruz.
 
Örneğin;
 
Bakara Sûresi 143. Ayet; Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet yaptık. 
 
Bakara Sûresi 283. Ayet;  Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse şüphesiz onun kalbi günahkârdır. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.
 
Âl-i İmrân Sûresi 18. Ayet; Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilah olmadığına adaletle şâhitlik ettiler. Ondan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
 
Âl-i İmrân Sûresi 52. Ayet; İsa onların inkârlarını sezince, “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. Havariler, “Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah’a iman ettik. Şahit ol, biz müslümanlarız” dediler.
 
Âl-i İmrân Sûresi 53. Ayet; “Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber’e uyduk. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz.”
 
Âl-i İmrân Sûresi 64. Ayet; De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah edinmesin.” Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahit olun, biz müslümanlarız.”
 
Âl-i İmrân Sûresi 140. Ayet; Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.
 
Nisâ Sûresi 41. Ayet; Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman, bakalım onların hali nice olacak!...
 
Nisâ Sûresi 166. Ayet; Fakat Allah sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şahitlik eder. Melekler de buna şahitlik eder. Şahit olarak Allah yeter.
 
Mâide Sûresi 8. Ayet; Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. 
 
Mâide Sûresi 83. Ayet; Peygamber’e indirileni (Kur’an’ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. “Ey Rabbimiz! İnandık. Artık bizi şahitlerle (Muhammed’in ümmeti) ile beraber yaz” derler.
 
Mâide Sûresi 111. Ayet; Hani bir de, “Bana ve Peygamberime iman edin” diye havarilere ilham etmiştim. Onlar da “İman ettik. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol” demişlerdi.
 
Yûsuf Sûresi 26. Ayet; Yûsuf, “O benden arzusunu elde etmek istedi” dedi. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: “Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, O (Yûsuf) yalancılardandır.”
 
İsrâ Sûresi 78. Ayet; Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir.
 
Furkân Sûresi 72. Ayet; Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.
 
Ahzâb Sûresi 45/46. Ayetler; Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.
 
Yâsîn Sûresi 65. Ayet; O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.
 
Fussilet Sûresi 20. Ayet; Nihâyet cehenneme vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, yapmış oldukları işler hakkında, kendileri aleyhine şahitlik ederler.
 
Zuhruf Sûresi 86. Ayet; Onu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat edebilirler.
 
Fetih Sûresi 8. Ayet; (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz seni bir şâhit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
 
Kâf Sûresi 21. Ayet; Herkes beraberinde bir sevk edici, bir de şahitlik edici (melek) ile gelir.
 
Yukarıda verilen Ayetleri incelediğimizde-ki Kur’an’da bu anlama yakın yüz elliye yakın ayet bulunmaktadır- ‘şahitlik’ kavramı genellikle tanıklık ve örnek olma anlamında kullanılmıştır. Malumdur ki; Tanık ve örnek olma vasfı cansız varlıklar için değil aksine canlı varlıklar için kullanılır.
 
Evet, – ayetlerden de anlaşıldığı üzere-  bizler ne kadarda ölüm olmadan şahitliğin veya şehitliğin olamayacağını düşünsek bile vahiy tam aksini yani şahitliği veya şehitlik kavramını diriler için kullanır. Anlayacağınız kişilerden bir güzellik, bir iyilik veya bir hayır görmek için onu illa öldürmemize gerek yoktur. Burada şu hatırlatmayı da yapmamız elzem oldu. O da ‘İslam ümmetinin ölüler üzerinden dini öğreti ve eğitim psikolojisinden hızlıca kurtulmasıdır.’
 
Dikkat edildiğinde birçok önemli konu ve kavramlarımız hep ölüler üzerinden veya metafizik bir âlem üzerinden şekilleniyor.
 
Örneğin;  -günümüz dünyasının Müslüman algısında- Kur’an amacının dışına taşınmış durumda. Kur’an, diriler için bir ‘hidayet’ kitabı iken bugün tam tersine ölüler için –okunan- bir ‘kurtarıcı’ kitap halini aldı. Kur’an’ın emri ile örtülmesi gereken kadınlarımız sadece mezarlıklarda -ölmüş ve toprak olmuş- başlarına bir örtü atıyorlar. Veya dünyada Salih bir insan olarak bilinen birinin -ölümünden sonra- ruhundan medet umulduğu gibi…
 
Yüzyıllardır bizler bizi diri tutan tüm kavramlarımızı da öldürmüş ve sonrada ‘bu ümmet neden bir türlü dirilmiyor’ diye yakınıp durmuşuzdur.
 
 Oysaki kavramlarımızı yeniden diriltip ihya edersek o zaman Müslümanlarda bu kavramlarla beraber dirilip ihya olacaktır. İşte Şehadet kavramını doğru anlamamız ve onu ihya etmemizde bu yüzden çok önemli.
 
O halde şehitlik-şahitlik kavramı hangi anlamlara gelmektedir?
 
Ş-h-d maddesi, `orada olup tanık olma` (3:70) ve `tanık olduğunu haber verme` (25:72) manalarına delalet eder. Tanıklığın şartı `huzur`dur. Huzur, `orada ve o anda hazır ve nazır olma`dır. Bu tanıklık gözle olabileceği gibi, gönülle de olabilir. Hacıların hac yapmak için toplandığı mekânlara meşâhidu?l-hac denir (22:28). Meşhed, `insanların topluca göründüğü meydan` anlamına gelir. Bu kelime daha sonra, düz ve büyük kabirler için kullanılmıştır. Dünyada yekpare en büyük ve en kalabalık kabristana sahip olma unvanı, Hz. Ali?nin kabrinin bulunduğu Irak?taki Meşhed şehrine aittir.
 
 
 
Peteği içindeki bala eş-şehdu veya eş-şuhdu denilir. Balın, `kendine ait yerde olduğuna` delalet eder. Bir genç kızın ilk defa hayız görmesi, eşhedet fiili ile ifade edilir. Zira bu durum, kadınlığa adım attığının şahididir. Oğlan çocuğunun ilk buluğa ermesine de eşhede?r-racul denilir. Ana rahminden, yeni doğan yavrudan önce gelen su ve kana şuhûd veya şâhid denilir. Zira bebeğin doğumunu haber verir.
 
Şehadet, `kesin tanıklık` demektir. (32:6). Şuhûd ile şehâdet arasında fark vardır. Şuhûdmücerret `orada olma` halini, şehâdet ise `orada olup müşahede etme` halini ifade eder.
 
Şehâdet ile haber arasında fark vardır. Şahidin şehâdet?i hukuki müeyyide doğurur, fakat muhbirin haber?i hukuki müeyyide doğurmaz.
 
Şâhadet ile vekalet arasında fark vardır. Şâhid sadece tanıktır, fakat olaya müdahil olamaz;vekîl ise hem tanıktır hem de olaya müdahil olur.
 
Namazda tahiyyât?a `teşehhüd` adı verilir. Zira tahiyyât?ın zirvesi sonundaki şahadettir. Şahadetteki eşhedu, `bilir ve bildiririm ki` manasına gelir. Ustuşhide, bizim `şehid olmak` diye kullandığımız mananın tam karşılığıdır. Daha sonraları, Allah yolunda öldürülenlere şehîd denilmiştir. (1)
 
"Şahit" kavramının sözlük anlamı; aracı, ortada, sözü dinlenen, haberci, bütün gözlerin kendisine çevrildiği kişi, örnek alınan, model edinilen, kendisine tabii olunan kişi.’’ (2)
 
Aslında daha dünyaya gelmeden başlıyor Şahitliğimiz.
 
‘’Elestü bi rabbiküm- ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ diye soruyorda Rabbimiz kullar ise; ‘galu bela- evet sen bizim Rabbimizsin, ‘şehidna-şahit olduk’  derler. (Araf-172)
 
Ve sonra dünya şahitliğimiz başlıyor.
 
‘Böylece, sizler insanlara irer şahit (ve örnek) olasınız ve peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet yaptık.’ (Bakara-143)
 
Ve sonra adil şahitliğimiz...
 
‘Ey iman edenler! Adil şahitler olarak Allah için hakkı ayakta tutun.’ (Maide-8)
 
Bizim şahitliğimiz dışında birde yüce yaratıcı olan Allah’ın şahitliği var.
 
Nisâ Sûresi 166. Ayet;  Şahit olarak Allah yeter.
 
Allah'ın şahadeti, reddedilmesi mümkün olmayan tek şahadettir. Allah'ın şahitliğine vurgu, insanı dürüst olmaya davet eden bir işleve sahiptir. (3)
 
Dünya hayatının son bulmasıyla biten şahitliğimizin yerini diğer dünyada uzuvlarımızın şahitliği alıyor.
 
Yâsîn Sûresi 65. Ayet; O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.
 
Fussilet Sûresi 20. Ayet; Nihâyet cehenneme vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, yapmış oldukları işler hakkında, kendileri aleyhine şahitlik ederler.
 
Ya dilimizde düşürmediğimiz, anlamını bilmediğimiz ve içini boşalttığımız ‘Kelime-i Şehadet’ kavramı…
 
Kelime-i Şehadet islama girince veya ruhu teslim edince söylenen bir söz değildir. Kelime-i Şehadet ölene kadar tanık olma yani şahit olmaktır. Evet, kişinin kendi imanına şahit olması, kişinin günahlara, zulümlere ve haksızlıklara şahit olması… (4)
 
Şahitlik kavramının mesajının farkına varan Müslüman bir duruş sahibi, bir dert sahibi, bir endişe sahibi oluyor. Böylesi bir vasfa sahip olunca insan, gözlerin kendisine çevrildiği örnek biri oluveriyor.
 
Kur’an dünya onlarca ayette ‘şahitlik/tanıklıktan’ sonra ‘ve’ bağlacıyla Allah yolunda ölümden bahsediliyor.(5)
 
"Ve Allah yolunda öldürülenlere "ölüdür" demeyin. Aslında onlar diridirler fakat siz farkında değilsiniz." (Bakara/154)
 
"Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıklarından daha iyidir." (Ali İmran/157) 
 
Yasin Suresi 26. ve 27. Ayetinde Allah yolunda canını verenin nasıl bir halde olduğu şöyle anlatılıyor; “Ona cennete gir” denildi. Ama o; “Keşke kavmim bilseydi! Rabbimin bana mağfiret ettiğini, bana ikramda bulunduğunu keşke bilmiş olsalardı.”  Diyor.
 
Allah katında rızıklandırılmanın, sıradan olmayan bir ölümle tanışmanın, Allah’ın bağışlama ve rahmetine nail olmanın ana formülü, ana sırrı; Allah yolunda olmaktır. Yani ölüm melekleri ruhunuzu almadan önce ki yaşamınız Allah için olmalı.
 
Allah yolunda olmak; . ‘De ki: "Bakın, benim namazım, (bütün) ibadetlerim, hayatım ve ölümüm (yalnızca) bütün âlemlerin Rabbi olan Allah içindir,’ (Enam-162) ayetini iliklerine kadar yaşamaktır.
 
Dolayısıyla Allah yolunda hayatını idame ettiren bir kul ister kaza sonucu, ister savaşırken, ister nöbetteyken, ister vatanını savunurken veya yatağındayken ruhunu teslim etsin –fark etmez- o kul, şehitlerden olur inşallah. Anlayacağınız ‘Şehitliğin sırrı nasıl ölmekte değil nasıl yaşandığında saklı.’  
 
 Allah yolunda ki şahitliğimiz, tanıklığımız ve örnekliğimiz sonucu başa gelen/gelecek olan her türlü sıkıntılı süreç ve ölüm, Allah yolunda olmayanların topladığı her şeyden daha hayırlıdır.
 
O halde şahit/şehit;
 
-Ahlaklı, onurlu, dürüst, emin, cesur ve adaplı bir duruşa sahip olandır.  
 
-Kendisi dışında başkası için nasıl yaşandığını ispatlayandır.
 
-Allah için var olan ve Allah için her an hazır olandır.
 
Yunus KUŞAN
 
ALINTILAR
 
1-Mustafa İSLAMOĞLU
 
2-Hasan EKER
 
3-Mustafa İSLAMOĞLU
 
4-Hasan EKER
 
 
 
 
 
 
 
 
Etiketler: ŞAHİTLİK, VE, ŞEHİTLİK, TASAVVURUMUZ,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

UA-55869546-1