Yazı Detayı
09 Aralık 2017 - Cumartesi 10:33
 
MÜSLÜMANLARIN KUDÜS İLE İMTİHANI
YUNUS KUŞAN
 
 

MÜSLÜMANLARIN KUDÜS İLE İMTİHANI
 

Kudüs, Suriye, Irak, Mekke, Afganistan, Halep’çe...
Her yerimiz kan, gözyaşı, feryat...
Her yerimiz ihanet...
Ve her yerimiz işgal altında.
'Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın' der gibi zulümlere, haksızlıklara ve tuğyanlara yıllardır hep kör ve sağır kaldık. Tâ ki o yılan, en kutsallarımıza dokunana kadar. 
Soruyorum;
Neden Açlık, sefalet, ölüm, kan, gözyaşı ve zulüm hep bize?
Ve neden rahatlık, tokluk, keyif ve mutluluk hep onlara?
Yoksa hala buna 'Allah'ın kaderi' mi diyeceksiniz?
Kendi nankörlüğümüzün, korkaklığımızın, tembelliğimizin, suskunluğumuzun ve kokuşmuşluğumuzun kötü akıbetinin sorumlusu olarak (hâşâ) Allah'ın kaderini göreceğiz öyle mi?
İmamlarımız, Kur'an kursu öğreticilerimiz, beyaz ve mavi takkeli ağabeylerimiz, misvakları ağızlarda, tespihleri ellerinde düşürmeyen ermişlerimiz, sizler evet sizler hala;

 Öğrencilerinize, cemaatlerinize ve şakirtlerinize -eyleme dönüşmemiş tepkilerin dışında- geceleri bol bol fetih süresini okutarak tepkisiz ve ruhsuz bir nesil mi yetiştiriyorsunuz? 
Yani bedenlerimiz sıcacık odalarda otursun ama, 'Fetih ve Yasinleri' savaşa gönderelim öyle mi?
Bu tepkiniz bana İsrail oğullarını hatırlattı.
Hani onlar;
'Ey Musa! Sen ve Rabbin gidin savaşın.' diyorlardı da Allah'ta onların akıbetlerini zilletle sonlandırdı. İşte bugün bizim zilletliğimizde bundandır.
Yani dünyevileşmemizde, yani makam-mevki peşinde koşturmamızda, yani korkaklığımızda, yani tembelliğimizde, yani pasifliğimizde...
Unutmayalım ki:
Oturduğumuz yerde değil bir kere bin kere de Yasinler ve Fetihler okusak, milyonlarca salavat getirsek ve binlerce hatim indirsek de! Yine de zaferi onların ellerinden alamayacağız.
Çünkü bu tavır hem Kuran’ın mesajına hem de sünnetullaha ters bir tavırdır.
Evet, bizler; 
ayağa kalkmadıkça, cesur olmadıkça ve harekete geçmedikçe zilletten asla kurtulamayacağız. 
Anlayacağınız,
'Onların silahlarıyla silahlanmadıkça'...
Ve
İNTİFADA, Kudüs'ün surlarını aşıp Küresel bir İNTİFADA'YA dönüşmedikçe, asla…

Evet, dolayısıyla da yıllardır:
'Kahrolsun ABD dendi' ama ABD daha bir güçlendi.
'İsrail'e ölüm dendi' ama İsrail daha bir dirildi.
Şimdi de (sosyal medya üzerinden)aynı sloganlar ve kahramanlıklar!
Ne hikmetse;
Onlar, yüzyıl sonrası için hesaplar yaparken bizler 'adetli kadın camiye giremez' fetvalarıyla uğraşıp duruyoruz.
Onlar, projelerini bir bir hayata geçirirken bizler aynı sloganları atıp tutuyoruz.
Onlar, bir ümmet olurken bizler mezheplere ve tarikatlara bölündük- bölünüyoruz.
Onlar, her gün Müslümanları yok edip topraklarını kendi başkentleri ilan ederken- etmeye hazırlanırken-bizler oturduğumuz yerde (hâşâ) Allah’a (kahret, öldür, kurtar nidalarıyla adeta emrediyor) dua ediyoruz. Ve böylelikle de kendimizi avutup duruyoruz.
Onlar, bizim kitabımıza inanmadıkları halde onun emirlerini (menfaatleri uğruna) yaşarken, bizler ise –değiştirilmiş- kitaplarına inanmadığımız halde onların hayat felsefelerini yaşayıp duruyoruz.
Onlar, gençlerimizin ellerine akıllı telefonlarını tutuşturarak gençlerimizi uyuştururken, kendileri de uzaya uydularını yerleştirmekle meşguldüler.
Yani anlayacağınız onlar konuşmuyor uyguluyor bizler ise durmadan konuşuyoruz.
Artık bırakalım şu ucuz kahramanlıkları, İslamcılık edebiyatlarını ve içi boş sloganları...
Silkelenelim ve kendimize gelelim artık.
Olaylara duygusal yaklaşımlarımızdan çok aklımızla yaklaşalım.
Başkalarının kitaplarından çok, Allah'ın kitabına bakalım.
Ağabey, şeyh, üstat ve hocalarımızın sözlerinden çok Allah'ın sözüne kulak verelim.
Kendi aramızdaki koltuk, makam, ihtiras ve cemaat tartışmalarından vazgeçip kardeş olalım.
İktidara, partilere ve siyasetçilere yakın - yalakalık- söz ve yaklaşımlarından çok hakka ve halka yakın duralım
Partilere, mezheplere, meşreplere, cemaatlere bölüşerek güçlerimizi daha bir zayıflatmayalım.
Allah'ın ipine sım sıkı sarılalım ve dağılmayalım.
Yoksa bugün Kudüs'ü kendilerine başkent ilan edenler yarın, İstanbul'u, Kâbe’yi, Kahire ve Suriye'yi de başkent ilan edecekler.
Unutmayalım ki;
Kudüs neyse Şam, İstanbul, Erbil, Mekke, Irak'ta odur.

Ebabilleri çağırmayalım, Ebabiller olalım.
Selahattin'i anmayalım artık, Selahattin olalım.

 
Etiketler: MÜSLÜMANLARIN, KUDÜS, İLE, İMTİHANI,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

UA-55869546-1