Yazı Detayı
08 Temmuz 2018 - Pazar 07:47
 
KELİMEYİ TEVHİD’İN HAYATIMIZDAKİ YERİ
ŞERİF BİLGİN
 
 

Kelime-i Tevhid “Lâ İlâhe İllâllâh” İslam düşüncesinin omurgası ve olmazsa olmazıdır. Gerçek manasıyla anlaşıldığında insanlık için hayatın kalbi ve ruhudur.  

 

Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur, Allah’tan başkası asla ilah olamaz anlamını ihtiva eder.

 

Bütün peygamberler bu ilahi mesajı aldıklarında önce ne anlama geldiğini iyi kavradılar  yaşadılar ardından hak ve hakikatten sapmış toplumlarına, kavimlerine Kelime-i Tevhid’i anlatmaya başladılar. Bu ilahi mesaj o gün iman eden  ilk tevhid neslinin hayatlarını gün be gün değiştirdi onlara yol tayin etti, inandıkları sahte tanrı ve ilahlardan yüz çevirecek bir olgunluğa eriştirdi. ‘’Bugün de yapılacak şey kendimizden başlayarak peygamberlerin yolunu takip etmek, vahyin hayata ve tarihe müdahale etmesine ve toplumun yeniden tevhidî istikamete doğru inşasına izin vermektir’’(Mehmet  Pamak)  Bu bilinç ve şuurla ancak Kelime-i Tevhid kavranır ve dilimize söyletilirse kalbimize etki eder hayatımızda yer alır. Çünkü tevhid bir varoluş mücadelesi aynı zamanda biyolojik varlıktan insani olana bir başlangıçtır.

 

‘’Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: "Senden önce hiç bir peygamber göndermedik ki ona Benden başka ilah yoktur, öyleyse bana kulluk edin!' diye vahyetmiş olmayalım’’ (Enbiya 25)

 

Kulluğun yapılacağı tek mercinin kainatın yaratıcısı Allah olduğunu Rabbimiz ayetleriyle bize öğretmektedir.

 

Tevhidî  davet ateist olan toplumları inandırmak için başlamamıştır aksine bozulmuş  Allah ilah tasavurunu müşrik zihni düzeltmek içindir. Mekke müşrikleri asla yaratıcının  varlığını inkar etmiyorlardı. Hayat kitabımız Kur’an bakın bizlere nasıl bir bilgi veriyor:

 

‘’Ve eğer onlara gökleri ve yeri yaratan kimdir

diye sorsan, kesinlikle  Allah’tır”  derler’’ (Zümer suresi 38)                                                                                                                                  

‘’Ve eğer dönüp de onlara : "Gökleri ve yeri yaratan kimdir; ve güneşle ayı emre amade kılan kimdir  diye sorsan, hiç kuşkun olmasın ki ‘elbette Allah'tır!’ diyecekler. O halde, nasıl böyle savruluyorlar?”  (Ankebut suresi  61)

 

‘’Kullarından dileyenin rızkını genişletmeyi  ve onu kulu lehine sınırlandırmayı isteyen Allah'tır,  çünkü Allah her bir şeyi bilendir’’ (Ankebut suresi 62)

 

‘’Ve eğer dönüp onlara sorsan: "Gökten suyu indiren ve onunla ölü toprağa can veren kimdir?" Hiç şüphen olmasın ki "Elbette Allah!" diyecekler. De ki: ‘Hele şükür, bari şunu olsun bileydiniz! Ama ne gezer.’  Onların çoğu akıllarını kullanmayı dahi beceremezler”     (Ankebut suresi  63)

 

“Zaten akletselerdi  bileceklerdi ki şu dünya hayatı tek başına  geçici bir oyun ve oynaştan başka bir şey değildir; bir de hayatın öteki yüzü vardır ki, işte odur capcanlı gerçek hayat keşke bunu olsun bilebilseydiler” (Ankebut suresi 64)

 

“Fakat gemiye binip de tehlike htikleri zaman, inancı batıldan arındırıp dini yalnız O'na has kılarak başlarlar Allah'a yalvarıp yakarmaya; ne ki O kendilerini sağ salim karaya çıkarır çıkarmaz, aynı kimseler başlarlar O'na ortak koşmaya”  (Ankebut suresi 65)

 

“Sonuçta kendilerine verdiklerimize nankörlük etmiş ve kısa vadeli bir hazzı tüketmiş olurlar; fakat zamanı gelince  gerçeği  anlayacaklar’’ (Ankebut  suresi 66)

 

Gördüğümüz gibi müşrikler Allah’a inanıyorlar, yerleri ve gökleri Allah’ın yarattığını söylüyorlar. Allah’ın gökleri ve yeri yaratan olduğuna inanıyorlar başları ciddi sıkıntıya girdiğinde tek merci olarak Allah’a yalvarıyorlar ama sorun şu ki O’na ulaşmak için aracılar tasavvur ediyorlar. Yani uzak bir Allah algısı var yakın bir Allah inancını reddediyorlar dolayısıyla Allah’tan bağımsız hayat alanı tasavvur ediyorlar. İnandıkları Allah’ın hayatlarına dokunmalarına müsaade etmiyorlar.

 

 İlah Allah olarak kavranır ve teslim olunursa Kelime-i Tevhid   hayatımızda yer almış olur, aksi halde biz günde 70 bin defa da dilimizle tekrar etsek boğazımızdan aşağı inmemiş olur.

 

Oysa ki şah damarımızdan bize daha yakın olan bir Allah inancı var Kelime-i Tevhitte.  

Doğru  bir Allah tasavuru oluşmadığı sürece inandığımız değerler bizde hayat bulmadıkça gerçek manada iman etmiş olamayız. Onun içindir ki Rabbimiz hayat kitabımız Kur’an-ı Kerimde şöyle der:

 

 “İman ettik demekle, sınanıp denenmeden bırakılacaklarını mı sanıyorlar?”(Ankebut suresi  2)   

                                                                                                                                            

İşte bu bağlamda Mustafa islamoğlu’nun dediği gibi insan, dünya adlı şu misafirhanede Allah'ın konuğudur. O öyle bir hane sahibidir ki, sadece hane O'na ait değil, misafirin kendisi de, hayatı da O'na aittir. Hal böyleyken, Allah'ın müdahil olmadığı bir hayat alanı düşlemek, ilahi emanete kaç kez ihanet sayılmalıdır, varın siz hesap edin!

 

"Allah hiçbir nankör haini sevmez" (Hacc suresi 38)

Kur'an, şirk için "büyük zulüm" der. Bu gerçek, Hz. Lokman'ın lisanında şöyle dile gelir:

‘’Hani Lokman oğluna öğüt verirken şöyle diyordu: "Yavrucuğum! Allah'tan başkasına ilahlık yakıştırma! Çünkü her tür ilahlık  yakıştırma gerçekten de korkunç bir zulümdür.”                   (Lokman suresi 13)

 

Değerli okuyucum kelimeyi tevhidin bilinciyle kuşanmış her akıl şunu iyi bilir ki Mustafa islamoğlu’nun ifadeleriyle Allah, müslüman hayatının merkezinde yer alır. Mü’min kişi, hayatın her anında Allah'la beraberdir. Yaşadığı hayatın nesnesi değil öznesi olmayı, ancak bu sayede becerebilir. Mü’min kişi bilir ki, hayatın süvarisi olmak, ancak Allah’lı bir hayatla mümkündür. Yoksa hayatın atı olmak zorunda kalır. Bu yüzden asla Allah yokmuş gibi düşünmez, yaşamaz, konuşmaz.

 

İşte bu yüzdendir ki, Müslüman aklı, hayatın her alanında Allah’lı düşünür, Allah’lı konuşur Allah'lı yaşar. 

 

Son söz olarak şunu söylemek isterim: Kelime-i Tevhid hayatımıza dokunursa şu ayetler bizde hayat bulur:

‘’De ki: "Benim tüm istek ve arzum, bütün ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'a armağan olsun! ( En’am  162)‘’Hani bir zaman İsrailoğullarından yalnızca Allah'a kulluk edeceksiniz!  Ana-babaya, yakınlara, kimsesizlere, yoksullara iyilik yapacaksınız, insanlara güzel söz söyleyeceksiniz, namazı istikametle kılacaksınız, zekatı vereceksiniz diye söz almıştık. Sizden birkaç istisna dışında hepiniz sözünüzden dönmüştünüz; ve siz pek dönek bir toplumsunuz’’.        ( Bakara suresi 83)

 

Rabbim’den duam bizlere Kelime-i  Tevhid’i kendi muradına göre anlamayı yaşamayı ve bir ömür boyu onun yolunda cehd etmeyi lutfetsin.

 

 

 

 

 
Etiketler: KELİMEYİ, TEVHİD’İN, HAYATIMIZDAKİ, YERİ,
Yorumlar
Önemli Haberler
Ulusal Gazeteler
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

UA-55869546-1 eskort escort